AİLE İÇİ RAHMET

“Birbirinizde huzur ve sükûn bulasınız diye kendi cinsinizden eşler yaratıp,
aranıza muhabbet ve esirgeme koyması, Allah’ın varlığına bir işarettir.
Şüphesiz ki bunlarda düşünen bir topluluk için alınacak dersler
vardır” Rum/21

Âlemlerin Rabbi olan Allah, varlığına tekliğine kuvvet ve kudretine
genellikle göklerin yerin ve içindekilerin yaratılışını delil gösterir. Hayretle
müşahede ediyoruz ki eşler arasına konan muhabbet, göklerin ve yerin
yaratılışı kadar büyük önem arz ediyor. Etimolojisi tohum-çekirdeğe
dayanan muhabbet, lügatte ülfet sevgi dostluk aşk ve kendisinde olgunluk
görülen şeylerden alınan manevi haz anlamına gelmektedir. Kuşkusuz,
temiz ve meşru nesillerin oluşması için eşler arasına atılan bu rahmet
tohumu, Allah’ın insana verdiği en büyük ikramıdır. Bu ikram olmasaydı
eşler birbirlerine, ebeveynler evlatlarına asla katlanamazdı.
Bilindiği üzere insanoğlunun zihinsel ve düşünsel gelişimi, hayvanlar gibi
doğuştan değil, uzun süreli bir eğitimle mümkündür. Bu eğitimin ilk ve en
önemli aşaması aile olduğundan, Allah tenezzül ettiği insanın eğitimine
ayrı bir önem vermiş ve sonsuz huzuru bulması için aile kurumunu
rahmetiyle desteklemiştir. Çünkü aile bir toplumun en sağlam yapı taşı, en
seçkin birimi ve en saygın kurumudur. Tecrübeyle sabittir ki toplumu
ayakta tutan, yükselten, ufuklara taşıyan, şehirler ve medeniyetler kuran
insanların arka planında güçlü ve sağlıklı aile bağları vardır. Bu bağ
toplumun can damarıdır. Bu bağ koparsa aile bireyleri tespih taneleri gibi
dağılacak ve bütünden koptukları için varoluş amacını
gerçekleştiremeyeceklerdir.
Faydaya, iyiye, güzele ve doğruya programlanmış insan cüzi iradesini
kötüye kullanınca kendinden başlayarak dış dünyasını harap etmektedir.
Ruh ve bedenden mürekkep insan, dünyevileşip özünden uzaklaştığı
zaman, bencil çıkarcı hazcı kavgacı hayvani dürtülerle hareket ettiğinden
kendini ve çevresini mahvetmektedir. Bu gün yaşadığımız aile içi şiddettin,
geçimsizliğin, acıların ve sayıları her geçen gün artan boşanmaların
yegâne sebebi budur. Hâlbuki hayatını doğru yönetemediği için acılar
içinde kıvranan insanın fıtratındaki iyilik tohumu, tüm sıkıntılarını bertaraf
edebilecek niteliktedir.
Allah(c.c) kadının ve neslin korunması için evliliği tavsiye etmiş ve bu
yapının korunması için gerekli donanımları bahşetmiştir. Tüm canlılarda
fıtri olan eşleşme ihtiyacı insan hayatında farklı bir önem arz etmektedir.
Hz Âdem ve eşi Havva ile başlayan bu ulvi kurum insani tüm toplumlara
bırakılmış en eski ve en meşru mirasıdır. Bu miras toplumsal hayatın

harcıdır. Bu harcın bozulması felakettir. Modern hayatın insana sunduğu
konfor ve haz duygusu bu köklü çınara ağır darbeler vurmaktadır.
Zenginliğin, teknolojik imkânların ve dünya nüfusunun hızla arttığı
günümüzde insan hiç bu kadar manen fakirleşmedi. Hiç bu kadar
bireyselleşmedi ve sınırların kalktığı dünyamızda insan hiç bu kadar
yalnızlaşmadı. Aynı mekânda yaşadıkları halde birbirlerinden kopuk aile
bireyleri bunun en büyük göstergesidir. Allah(cc) kerim kitabında nimet
azgınlığı, haz düşkünlüğü ve şımarıklık sebebiyle helak olmuş kavimlerin
başından geçen felaketleri hatırlattı. “Allah’ın kanunlarında-
prensiplerinde bir değişiklik bulamazsınız” (Ahzap/62) ayetiyle de
azgınlaşan toplumların benzer akıbete maruz kalabileceği genel geçer
ayetini bildirdi.
Hâlbuki Allah (cc) kâinatın gözbebeği olan insana kat kat ikramda
bulundu. (İsra/70) Onu yeryüzünün halifesi yaptı. Gökleri yeri ve
içindekileri emrine amade kıldı(Lokman/20) Ona her türlü zorluğa karşı
mücadele gücü verdi. Rahmetinden rahmet, şefkatinden şefkat, izzetinden
izzet, basiretinden basiret verdi. Onun zihin ve ruh dünyasını ulvi
değerlerle donattı. Donattı ki yeryüzü ahlak ve adalet ilkelerine göre inşa
edilsin, yaşanır hale gelsin ve varlık güvende olsun. Çünkü huzurun
teminatı olan güven yaratıcının insan üzerindeki hakkı ve muradıdır.
İnsan, yaratıcısı başta olmak üzere kendine ve çevresine karşı sorumlu
varlıktır. Bu sorumluluğu yerine getirebilmesinin yolu doğru bir eğitimden
geçmektedir. Aile kurumu bu eğitimin temeli olduğundan, Allah bu
kurumun baş aktörlerinin arasını rahmetiyle donatmış, ancak iradeyi-
tercihi kendilerine bırakmıştır. Bu iradenin-tercihin iyiye ya da kötüye,
rahmete ya da zahmete dönüşmesi tamamen insana aittir. İnsan göklerin
yerin ve içindekilerin yaratılışı kadar büyük önem arz eden muhabbet
tohumunu ya yeşertip iki dünya saadetine nail olacak, ya da kurutarak iki
dünya felaketini kendi eliyle hazırlayacaktır.
Allah cümlemizi (cc) “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın”
ayetini anlayan yaşayan ve yaşatanlardan eylesin. Âmin.

No Comments

Post a Comment